Ali Yaşar Kişisel Web Sitesi ana sayfa      |      basından      |      iletişim     
Çağrı; Irak çok mu ırak?
Basından
Mehmet GÜLCAN / Lüleburgaz Lisesi okul dergisi söyleşisi 25.02.2008

 

İnt.Röportaj: Mehmet Gülcan 

 

 

 

Sayın Ali Yaşar, bize özgeçmişinizden söz eder misiniz?

 

Öncelikle belirtmek isterim ki; Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk`ün kurduğu ve emanet ettiği Cumhuriyetimizi koruyacak, kollayacak ve yaşatacak siz gençlerimizin, kültür ve edebiyata önem vermesi, kendi bünyelerinde sosyal etkinlikler düzenlemesi, bilgi paylaşımını gerçekleştirecek gazete ve dergiler çıkartması oldukça sevindiricidir. İnanıyorum ki; siz yürekli gençlerimizin gayretleri sayesinde Ülkemiz ve Milletimiz en müreffeh seviyelere ulaşacaktır. Rabbim azminizi ve inancınızı artırsın ve daim kılsın...

 

1971 yılında Adıyaman ili, Besni ilçesi, Şambayat kasabasında, iki yakası bir araya gelmeyen bir baba ve çilenin elinde dokuz doğuran bir ananın dokuzuncu çocuğu olarak dünyaya geldim. İlk ve Ortaokulu köyümde, liseyi parasız yatılı okullar sınavıyla kazandığım İstanbul Anadolu Denizcilik Meslek Lisesinde ve Üniversiteyi İzmir 9 Eylül Üniversitesi İktisat Fakültesi Maliye bölümünde tamamladım. Bugün ikamet ettiğim Ankara’da, uluslararası bir firmanın Mali Müşaviri olarak çalışmaktayım.

 

Dağda çobanlık yaparken, ekin biçip tütün çapalarken, şefkatle ellerimizden tutarak okula getiren, okumayı ve yazmayı öğreten dışardan köyümüze gelmiş idealist öğretmenlerimizi sonsuz sevgi ve saygıyla yad ediyorum. Benliğimizde oluşmuş milli fikir ve bilinç yapımızı düşündüğümde, bir avuç inanmış ülke sevdalısı o genç öğretmenlerimizin, vatan, millet ve bayrak aşkını sevgi gergefinde nakış nakış zihnimize işleyerek, bizlere ne kadar büyük hizmetler yaptıklarını, bugün daha iyi anlıyorum.

 

Öyle ki; Güneydoğu şivemin hâkim olduğu yarım yamalak Türkçe’mle ilk okuduğum türkü “Çırpınırdın Karadeniz”, ilk şiir “Sakarya” ve ilk marş “Tuna Nehri” idi... Ve yıkık dökük toprak damımızın kerpiç duvarına özenle astığım ilk çerçeveli resim, Atatürk portresi idi...

 

 

 

Şiirde mısra güzelliğine mi, yoksa "bütün" hâlinde bir şiir havası teminine mi ehemmiyet verirsiniz?

 

Sosyal konular içerikli şiirlerin, bir bütün halinde toplumsal iletişimde etkin ve amaca daha yatkın olduğunu düşünüyorum. Bu bağlamda şiire, ilk olarak işlenecek konuya uygun bir başlık seçmek ve genel düşüncelerin hatlarını çizmekle başlanacağına inanıyorum. Plan ve projesiz yapımına kalkışılan bir imarın eser niteliği taşıması zordur. Dize sonlarında kullanılan kafiye uyakları kadar, mısra içinde anlamı derinleştiren ritmik kelimelerin dizimi de önemlidir. Manzumeyi zenginleştiren teşbih, istiare  ve mecazlar gibi edebi söz sanatları, şiiri düz yazıdan ve konuşma dilinden ayıran özelliklerdir. Ve şiirde son nokta, anlatılmak istenen duygunun yettiği, yani sözün bittiği yerdir.

 

 

 

Sayın Yaşar, Türk şiirinde çok seslilik olgusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Sanatın bütün dallarında olduğu gibi şiirde de ayrı renklerin, değişik ezgilerin ve farklı motiflerin olması doğaldır. Çünkü her şair, yaşadığı veya gördüğü coğrafyanın özelliğini, soluduğu veya özlediği ortamın atmosferini, konuştuğu veya duyduğu dilin çeşitliliğini ve özümsediği düşüncelerin izlerini dizelerine taşır. Dolayısıyla okunan her şiir, bir bakış açısı, bir fikir yansıması, bir durum değerlendirmesidir. Aykırılıkla bezenmeyen, basite indirgenmeyen ve çelişkiler içermeyen çok seslilik, Türk Şiirine zenginlik katmıştır ve katacaktır.

 

 

 

Şiirlerinizde olayların mı, yoksa hayallerin mi payı daha fazladır?

 

Hayal, umudun gizemli perdesidir. Şiirin temel kolonlarını oluşturan somut kavramları ve yaşanmış olayları umudun gizemli aynasında özdeşleştirmek, dün ile bugün, bugün ile yarın arasında kalıcı köprüler kurulmasını sağlar. Yazmak için öncelikle hissetmek gerekmektedir. Yürekte yaşanmayan bir duyguyu, içten gelmeyen bir isteği zoraki ifade etmek, kuru bir anlatımdan öteye geçmeyecektir. Şiirlerimde, daha çok yaşadığım ve gördüğüm manzaraları doğal çıplaklığıyla yansıtmaya çalıştığım gibi, zaman zaman okuduğum ve duyduğum olaylara da umudun ışığında hayal derinliğiyle yer vermeye gayret ediyorum.

 

 

 

Şiirin herkes tarafından beğenilmesi doğru mudur?

 

Şiirin güçlü bir iletişim aracı olması, geniş kesimlerce beğenilmesini ve kolayca benimsenmesini artırmıştır. Ancak şiirde dile getirilen ifade, verilen duygu aynı olsa da, zevk ve renk meselesi gibi karşı algılamalar farklıdır. Elbette ki okuyucu, şiirden kendi namına çıkardığı benzer düşünceleri özümseyecek ve yaşamına uygun yapılar bulmak isteyecektir. Dolayısıyla bir şiirin etkileyiciliği, kişilere göre değişecektir.

 

 

 

"Türkçe`yi sanatçılar arıtacaktır "sözü için ne dersiniz?

 

Türk Edebiyatının dili Türkçe’dir. Türk Dilinin kullanıldığı sanat kollarında, kültürel bağı güçlendirecek, iletişimi pekiştirecek özenin gösterilmesi gerekmektedir. Kurulan ilişkiler çerçevesinde diller arası etkileşimler muhakkak olacaktır. Ancak özden kopmak, anlaşılmayı zorlaştıracak ve kuşaklar arası iletişimi azaltacaktır. Köklü bir geçmişe ve zenginliğe sahip Türkçe’yi yaşatmak sadece sanatçıların değil, her meslekte ve her yaştaki Türk’ün en asli görevidir. Özellikle gençlerimizin dikkatli olması gerekmektedir. Görsel ve yazılı medyanın yaygınlaşması, ülkeler arası iletişim teknolojilerinin gelişmesi, bir çok konuda olduğu gibi dilimizin yozlaşma tehlikesini de beraberinde getirmektedir. Madden büyük ama ruhen çelimsiz toplumların yapay kültürlerinden etkilenerek, öz dilini ve kültürünü küçümseyen kimseler bilsin ki; dün Adriyatik’ten Çin seddine kadar Türkçe konuşulduğunda, Türkçe yazıldığında ve Türkçe okunduğunda, diğer dillerin esamisi bile okunmuyordu.

 

 

 

Türkiye dışındaki yaşayan Türklerin örneğin Türkmen edebiyatı hakkında ne söyleyebilirsiniz?

 

Türk Milleti, tarih boyunca kültür ve edebiyata büyük önem vermiştir. İslamiyet öncesi 8.yüzyılda Kül Tigin ve Orhun-Yenisey yazıtlarıyla başladığını düşündüğümüz yazılı Türk Edebiyatı, tarihsel gelişim içinde değişik türden eserlere sahiptir. Türklerin İslamiyet’i kabul etmesinden sonra, Türk Edebiyatı daha çok fıkıh esleri, lügatlar, şecereler gibi yapıtlardan oluşmuştur. Kaşgarlı Mahmut’un “Divân-ı Lügâti`t-Türk” kitabı ve Hoca Ahmet Yesevi’nin yazılı hikmetli sözleri eski Türk Edebiyatının mihenk taşları sayılmaktadır. Dede Korkut kitabıyla 15.yüzyılda başlayan destan türlerinin yanı sıra, tarihler, mektuplar, menkıbeler, tezkireler gelişmiştir. Oysa Türk Halk Edebiyatı, aşık ve tekke kolları içindeki nefes, deyiş, semah, ilahi, naat, mevlit  gibi çeşitlemelerle eski çağlardan günümüze kadar süregelmiştir.

 

Türklerin Oğuz boyundan gelen Türkmenler, yazılı edebiyat öncesi zengin bir sözlü edebiyat geleneğine sahipti. Yazılı Türkmen edebiyatının, 1370-1417 yıllarında yaşamış büyük şair Nesimi ile yaygınlaştığını söyleyebiliriz.

 

Ey gönül, cihanla gururlanma konan göçer

Bu ölümlü dünya bir köprüdür ki, gelen geçer

Bu ölümlü dünyayı kalımlı Hakk’ı bilen bilmedi

Hakk’ı bilen bilir ki, bu ders insanın gözünü açar

 

Bu dünyayı bin yıl kovalasan da tutamazsın

Dünya öyle vefasızdır ki, seven kişiden kaçar

Hayırlı işler işle ki, dünya ahiretin tarlasıdır

Her kim ne tohum saçsa yine onu biçer

 

1498-1556 yılları arası Fuzuli ile Türkmen Edebiyatı doruk noktasına ulaşmıştır.

 

Can verme sakın aşka aşk afeti candır
Aşk afeti can olduğu meşhuru cihandır


Sakın isteme sevdayı gam aşkta her an
Kim istedi sevdayı gamlı aşk ziyandır


Her ebrulu güzel elinde bir hançeri honriz
Her zülfü siyah yanında bir zehirli yılandır


Yahşi görünür yüzleri güzellerin emma
Yahşi nazar ettikte sevdaları yamandır

 

Safevi Türklerinin lideri Şah İsmail’in de edebiyata oldukça düşkün olduğunu ve Şah Hatayi mahlasıyla öz Türkçe eserler verdiğini biliyoruz.

 

Elâ gözlü Pirim geldi
Duyan gelsin işte meydan
Dört kapıyı kırk makamı
Bilen gelsin işte meydan...
 
Ben Pirimi Hak bilirem
Yoluna kurban oluram
Dün doğdum bugün ölürem
Ölen gelsin işte meydan...
 
Şâh Hatayi der sırrını
Meydana koymuş serini
Nesimi dibi derisini
Yüzen gelsin işte meydan... 

 

Ayrıca söz sanatları bakımından zengin olan Türkmen hoyratları da oldukça etkilidir. Cinaslı kafiyelerin hâkim olduğu ve genellikle 7’li hece ölçüsüyle yazılan ve söylenen hoyratlar, Anadolu’da okunan ayaklı ve kesik maniye benzemektedir.

 

Yaz bele

Bahar bele, yaz bele

Katibin ne suçi var

Huda’m demiş yaz bele

 

Yara meni

Dert meni yara meni

Ya al Yaradan canım

Ya yetir yara meni

 

Hayatın şiir tadında yaşanması dileğimle, bu güzel söyleşiyi sağlayan Mehmet Gülcan kardeşimize teşekkür ediyor, bu vesileyle tüm Lüleburgaz Lisesi öğrencilerimize sevgi ve selamlarımı yolluyor, bilgi ve birikimleriyle gönül ufkumuzu aydınlatan değerli öğretmenlerimize de saygılarımı sunuyorum...

 

                                                                                                           

                                                                                       Hazırlayan: Mehmet GÜLCAN

                                                            Lüleburgaz Lisesi Okul Dergisi/25.02.2008


Basından haberler
» Irak Çok Mu Irak`a Teşekkür...
» Öğr.Gör. Gökmen MOR / Turkish Studies Türkoloji Araştırmaları Dergisi-13.Sayı
» Abdurrahim KARAKOÇ / Anadolu`da VAKİT Gazetesi 17.09.2008
» Kutlu OZAN ile Söyleşi / Adıyaman GÜNDEM Gazetesi 03.04.2008
» Ayrıntıda gezinmek / Milliyet.Blog-Edebiyat... 03.12.2007
» Mustafa AYDIN / Şambayat`ın Sesi Dergisi... Nisan-2007/Yıl:2/Sayı:2
» Mehmet GÜLCAN / Lüleburgaz Lisesi okul dergisi söyleşisi 25.02.2008
» Abdurrahim KARAKOÇ / Anadolu`da VAKİT Gazetesi 07.08.2006
» Sedat YENİGÜN / Adıyaman`da GÜNDEM Gazetesi 19.09.2006
» Abdurrahim KARAKOÇ / Anadolu`da VAKİT Gazetesi 05.10.2005
» Kültür-Sanat / Türkiye Gazetesi 06.10.2005
» İzdüşüm / Yeniyol Gazetesi 12.10.2005
» NAİFCE YAZILAR / Adıyaman`da BUGÜN Gazetesi 12.10.2005
» Ali Yaşar`dan yeni bir kitap / Adıyaman Haber - 09.08.2006

Sesli Şiirler
 
» Ezgili Şiirleri indirmek için tıklayınız...
 
Sesli Şiirler
Şiir: Adım Çanakkale Soyadım Geçilmez
Okuyan: Muhammet Kalem
  
Şiir: Gül Türkistan
Okuyan: Fatih ŞİMŞEK
  
Şiir: Günahım Kadar Sevmedim
Okuyan: Fatih Oğuz
  
 
Sesli Şiirler

Mail listeme üye kaydı yaparak
Tüm yeniliklerden haberdar olabilirsiniz
Adınız Soyadınız

E-Mail Adresiniz


Çağrı Kitabımız Çıktı
 

© 2006 - 2008 / Tüm Hakları Saklıdır
tasarım & uygulama : cem topuz
Biyografim Şiirlerim Sevdiğim Şiirler Kitaplarım Tavsiye Kitaplar Dijital Kitap Fotoğraflar Makaleler Ziyaretçi Defteri İletişim