Ali Yaşar Kişisel Web Sitesi ana sayfa      |      basından      |      iletişim     
Çağrı; Irak çok mu ırak?
Sevdiğim Şiirler
Sakarya Türküsü / Canım İstanbul / Zindandan Mehmed`e Mektup

 

Sakarya Türküsü

 

İnsan bu, su misali, kıvrım kıvrım, akar ya;
Bir yanda akan, benim, öbür yanda, Sakarya.

Su, iner yokuşlardan, hep, basamak, basamak;
Benimse alın yazım, yokuşlarda, susamak.

Her şey, akar, su, tarih, yıldız, insan ve fikir;
Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir.

Akışta, denetlenmiş, büyük-küçük, kâinat;
Şu, çıkan buluta bak, bu, inen suya, inat!

Fakat, fakat Sakarya, başka, yokuş mu çıkıyor ne,
Kurşundan, bir yük binmiş, köpükten, gövdesine;

Çatlıyor, yırtınıyor, yokuşu sökmek için.
Hey Sakarya, kim demiş suya, vurulmaz perçin?

Rabb’im, Rabb’im isterse, sular büklüm büklüm burulur,
Sırtına, Sakarya`nın, Türk, tarihi, vurulur.

Eyvah eyvah, Sakarya’m, sana mı düştü bu yük?
Bu dava, hor, bu dava öksüz, bu dava, büyük! ..

Ne, ağır imtihandır, başındaki Sakarya!
Bin bir başlı kartalı, nasıl, nasıl taşır kanarya?

İnsandır, sanıyordum, mukaddes yüke, hamal;
Hamallık ki, sonunda, ne, rütbe var, ne de mal.

Yalnız, acı bir lokma, zehirle pişmiş, aştan;
Ve ayrılık, anneden, vatandan, arkadaştan;


Şimdi dövün, dövün Sakarya, dövünmek vakti bu an;
Kehkeşanlara kaçmış, eski, güneşleri an!

Hani, Yunus Emre ki, kıyında geziyordu;
Hani ardına, çil çil kubbeler, serpen ordu?

Nerede kardeşlerin, cömert Nil, yeşil Tuna;
Giden şanlı akıncı, ne gün, ne gün döner, yurduna?

Mermerlerin nabzında, hâlâ, çarpar mı tekbir?
Bulur mu deli rüzgâr, o sedayı: Allah, bir!

Bütün bunlar sendedir, bu, girift, bilmeceler;
Sakarya, kandillere, katran döktü geceler.

Vicdan azabına es, kayna, kayna Sakarya,
Öz yurdunda garipsin, öz, vatanında, parya!

İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su;
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu.

Geldi ölümlü yalan, gitti ölümsüz gerçek;
Siz, hayat süren leşler, sizi kim diriltecek?

Kafdağı’nı assalar, belki çeker de bir kıl!
Bu, ifritten sualin, kılını, çekmez akıl!

Sakarya, saf çocuğu, masum Anadolu`nun,
Divanesi, ikimiz kaldık, Allah, yolunun!

Sen ve ben, gözyaşıyla ıslanmış, hamurdanız;
Rengimize baksınlar, kandan, ve, çamurdanız!

Akrebin kıskacında, yoğurmuş bizi, kader;
Aldırma, aldırma, böyle gelmiş bu dünya, böyle, gider!

Bana, kefendir yatak, sana, tabuttur havuz;
Sen kıvrıl, ben gideyim, son, son, Peygamber, kılavuz!

Yol, onun, varlık, onun, gerisi, hep, angarya;
Yüzüstü çok süründün, ayağa kalk, Sakarya! ..

 

 

***

 

Canım İstanbul

 

Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.
İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;
O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.
Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.

İstanbul benim canim;
Vatanim da vatanim...
İstanbul,
İstanbul...

Tarihin gözleri var, surlarda delik;
Servi, endamlı servi, ahirete perdelik...
Bulutta saha kalkmış Fatih`ten kalma kir at;
Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat...
Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;
Her nakısta o mana: Öleceğiz ne çare?
Hayattan canlı olum, günahtan baskın rahmet;
Beyoğlu tepinirken ağlar Karaca Ahmet...

O manayı bul da bul!
İlle İstanbul’da bul!
İstanbul,
İstanbul...

Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;
Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.
Oynak sular yalının alt katına misafir;
Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.
Her aksam camlarında yangın çıkan Üsküdar,
Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar...
Bir ses, bilemem tambur gibi mi, uda gibi mi?
Cumbalı odalarda inletir katibi mi...

Kadını keskin bıçak,
Taze kan gibi sıcak.
İstanbul,
İstanbul...

Yedi tepe üstünde zaman bir gergef isler!
Yedi renk, yedi sesten şayisiz belirişler...
Eyüp oksuz, Kadıköy süslü, Moda kurumlu,
Adada rüzgar, ucan eteklerden sorumlu.
Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayından
Hala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.
Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;
Güleni söyle dursun, ağlayanı bahtiyar...

Gecesi sümbül kokan
Türkçe’si bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

 

 

***

 

Zindandan Mehmed`e Mektup

 

Zindan iki hece, Mehmed`im lâfta!
Baba katiliyle baban bir safta!
Bir de, geri adam, boynunda yafta...
Halimi düşünüp yanma Mehmed`im!
Kavuşmak mı? .. Belki... Daha ölmedim!

Avlu... Bir uzun yol... Tuğla döşeli,
Kırmızı tuğlalar altı köşeli.
Bu yol da tutuktur hapse düşeli...
Git ve gel... Yüz adım... Bin yıllık konak.

Ne ayak dayanır buna, ne tırnak!
Bir âlem ki, gökler boru içinde!
Akıl, olmazların zoru içinde.
Üstüste sorular soru içinde:
Düşün mü, konuş mu, sus mu, unut mu?
Buradan insan mı çıkar, tabut mu?

Bir idamlık Ali vardı, asıldı;
Kaydını düştüler, mühür basıldı.
Geçti gitti, birkaç günlük fasıldı.
Ondan kalan, boynu bükük ve sefil;
Bahçeye diktiği üç beş karanfil...

Müdür bey dert dinler, bugün `maruzât`!
Çatık kaş.. Hükûmet dedikleri zat...
Beni Allah tutmuş, kim eder azat?
Anlamaz; yazısız, pulsuz, dilekçem...
Anlamaz; ruhuma geçti bilekçem!

Saat beş dedi mi, bir yırtıcı zil;
Sayım var, maltada hizaya dizil!
Tek yekûn içinde yazıl ve çizil!
İnsanlar zindanda birer kemmiyet;
Urbalarla kemik, mintanlarla et.

Somurtuş ki bıçak, nâra ki tokat;
Zift dolu gözlerde karanlık kat kat...
Yalnız seccâdemin yününde şefkat;
Beni kimsecikler okşamaz mâdem;
Öp beni alnımdan, sen öp seccâdem!

Çaycı, getir, ilâç kokulu çaydan!
Dakika düşelim, senelik paydan!
Zindanda dakika farksızdır aydan.
Karıştır çayını zaman erisin;
Köpük köpük, duman duman erisin!

Peykeler, duvara mıhlı peykeler;
Duvarda, başlardan, yağlı lekeler,
Gömülmüş duvara, baş baş gölgeler...
Duvar, katil duvar, yolumu biçtin!
Kanla dolu sünger... Beynimi içtin!

Sükût... Kıvrım kıvrım uzaklık uzar;
Tek nokta seçemez dünyadan nazar.
Yerinde mi acep, ölü ve mezar?
Yeryüzü boşaldı, habersiz miyiz?
Güneşe göç var da, kalan biz miyiz?

Ses demir, su demir ve ekmek demir...
İstersen demirde muhali kemir,
Ne gelir ki elden, kader bu, emir...
Garip pencerecik, küçük, daracık;
Dünyaya kapalı, Allaha açık.

Dua, dua, eller karıncalanmış;
Yıldızlar avuçta, gök parçalanmış.
Gözyaşı bir tarla, hep yoncalanmış...
Bir soluk, bir tütsü, bir uçan buğu;
İplik ki, incecik, örer boşluğu.

Ana rahmi zâhir, şu bizim koğuş;
Karanlığında nur, yeniden doğuş...
Sesler duymaktayım: Davran ve boğuş!
Sen bir devsin, yükü ağırdır devin!
Kalk ayağa, dimdik doğrul ve sevin!

Mehmed`im, sevinin, başlar yüksekte!
Ölsek de sevinin, eve dönsek de!
Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!
Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!
Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!

 

 

Şair: Necip Fazıl KISAKÜREK

 


Sevdiğim Şiirler
Şiir Adı Şair Adı
» Can Dostum / Yolun açık olsun / Şimal Yıldızı Muhammed Ali TOPÇU
» Ali Munzur / Aldırma Reis / Nan Gibi İbrahim SADRİ
» Çoğu gitti azı kaldı / Gurbet / İntihar Çiçeği / Olmadı / Ilgaz`ım / Biz olduk Yitik Sevdalar
» Betonlara çarpan Türkü / Bitmedi kışım / Omuz omuza / Eyvallah / Üşüdük sanma Orhan Seyfi ŞİRİN
» Neylemeli / Ecdada borcumuz / Azerbaycan-Türkiye Bahtiyar VAHAPZADE
» Göç / Kazak Mezarlığı / Aral`a Ağıt / Elif`e sözüm vardı Ali AKBAŞ
» Leyla`ya / Defterim nerdesin? / Benim yalnızlığım sana da yeter / Süleyman Ağa BAYDİLİ
» Gönül Er`lerine / Sır / Kimseleri ayrı tutma Ozan İLO (İlhami ERDOĞAN)
» İstek / Öç zamanı / Kerkük kimin yanayım / Selam Alperen Mehmet ERTUĞRUL
» Yakıver gitsin / Uyanın hey / Haberimiz yok Cemal GÖREN
» Sehpalarda Zafer Var / Cihad Çiçeği / Beni yaşarken anla Süleyman KALAYCI
» Ben ki / Diriliş Lütfi KİREÇCİ
» Mehmedim / Ahıska Türküsü Fuat AZGUR
» El kimin / Hayder Baba / Aman Ayrılıg ŞEHRİYAR
» Türk Dili-Garipname Aşık PAŞA
» Yemen 1-2 Aşık Sülük Hüseyin
» İnsan beğenmez (Hiciv) Aşık SEYRANİ
» İskan Türküsü Barak Ozan DEDEMOĞLU
» Sefil Baykuş / Ağıt Kağızmanlı Hıfzi
» Avşar Elleri / Can evimden vurdu felek / Bomboş geldik Kaman`a Dadaloğlu
» Koca Yürekli Adam / Özüm Sırrı ÇINAR
» Güzel Türkistan Abdülhamit SÜLEYMAN (ÇOLPAN)
» Çırpınırdın Karadeniz Ahmet CEVAT
» Nedir benim yandığım Ozan VİRANİ
» Bak görürsün / Şemdinli`den Telefon / Düşman mısın Dünya / Gurbette ölürsem Ozan ARİF
» Fetih Marşı / Bayrak Arif Nihat ASYA
» Malazgirt Marşı / Meydan Niyazi Yıldırım GENÇOSMANOĞLU
» Nasıl kurtardık / Ülkücü Bozkurt`um Abdulvahap KOCAMAN
» Ihlamurlar çiçek açtığı zaman Bahaettin KARAKOÇ
» Şehidin Destanı / Gülce Ömer Lütfi METE
» İşte Meydan / Olmayınca Şah Hatayi (Şah İsmail)
» Bu yıl bu dağların karı erimez / Gafil gezme şaşkın Pir Sultan ABDAL
» Garip hal / Kalbimde inançla / Rica /Bulgaristan Recep KÜPÇÜ
» Anadolu / Sen Sen Sen / Turan Yavuz Bülent BAKİLER
» Türkiye`m / Şimdiki zaman çekiminde bir mahkuma mektup Dilaver CEBECİ
» İstiklal Marşı Mehmet Akif ERSOY
» Bir güzel ÜLKÜ / Vur Emri / Seni düşünürüm / İsyanlı Sükût Abdurrahim KARAKOÇ
» Vay Kurban / Ay Karanlık / Bu Zindan, Bu Kırgın Ahmed ARİF
» Yıkılsın Hapishane / Kerkük`üm / Yüce Kerkük / Tek Kerkük Benim Sadun KÖPRÜLÜ
» Bağlar / Veremem / Söyleyin / Başlar / Bir Güzele Aşık REYHANİ
» Sakarya Türküsü / Canım İstanbul / Zindandan Mehmed`e Mektup Necip Fazıl KISAKÜREK
» Gurbetten Mektup Yusuf AKGÜL (Yusuf AKHASANOĞLU)
» Hilâl / Sonbahar Cem TOPUZ

Sesli Şiirler
 
» Ezgili Şiirleri indirmek için tıklayınız...
 
Sesli Şiirler
Şiir: Adım Çanakkale Soyadım Geçilmez
Okuyan: Muhammet Kalem
  
Şiir: Gül Türkistan
Okuyan: Fatih ŞİMŞEK
  
Şiir: Günahım Kadar Sevmedim
Okuyan: Fatih Oğuz
  
 
Sesli Şiirler

Mail listeme üye kaydı yaparak
Tüm yeniliklerden haberdar olabilirsiniz
Adınız Soyadınız

E-Mail Adresiniz


Çağrı Kitabımız Çıktı
 

© 2006 - 2008 / Tüm Hakları Saklıdır
tasarım & uygulama : cem topuz
Biyografim Şiirlerim Sevdiğim Şiirler Kitaplarım Tavsiye Kitaplar Dijital Kitap Fotoğraflar Makaleler Ziyaretçi Defteri İletişim